weekly pt. 1

Aşağı kaydır

Sanırım artık başlıklar konusunda sıkıntı yaşıyorum, ne güzel eskiden 1-2-3-50 gibi giden başlıklarım vardı, bu sorunu egale etmiştim ama yine hortladı sanırım. Bu yüzden hem kendimi sürekli update etmek için hem de zorlanmamak için böyle bir yola başladım.

Bunun gibi yapan kadınlar var aslında, her gün aynı kıyafeti giyiyorlar, sorduklarında ise ”kıyafet için düşünmeme gerek kalmıyor” gibi güzel cevap veriyorlardı, ben de bu yolu başlıklarda seçiyorum.

Yeni işe başladım, en son ne yazmıştım pek hatırlamıyorum ama şirketin adı Roche.

İlk günüm aslında çok yoğun (teslimler vs. vs.) ve çok güzel geçti, ilk günden değerli olduğumu hissettirdi şirket fakat sanırım biraz orada kaldı. Emin olamıyorum çünkü %100 global ve kurumsal şirketin mekaniklerini bilmiyorum, biz hep zamanında eşşek gibi çalıştık o yüzden bu boşluklar doğal mı emin olamıyorum.

Benden önceki çalışan kişi sanırım sorunlu çıkış yapmış çünkü geride çok çok çok az bir know-how bırakmış ve ben de günlerce (ve hala) yetkilendirmelerle uğraşıyorum. Günlerim oldukça sakin geçiyor, bunu fırsat bilip de Tableau, Sheets ve Python eğitimlerime devam ediyorum.

İlerleyen zamanlarda Çeşme’de sosyal aktivite + toplantı gibi bir aktivite var, ona katılacağım fakat eğer bu şirkette çalışmak EGO gerektiriyorsa muhtemelen bir köşede viskimi içerim (aslında rakı içiyorum %99,9 ama şimdi orada rakı içmek nasıl olur bilemedim, viski de hiç içemem fakat sanırım lynchburg içerim.)

Onun dışında neler oldu.. hmm.. düşünüyorum da günlerim çok sessiz sedasız geçiyor, sodexo hesabıma aşırı bir para yüklenmiş, onu harcıyorum mütemadiyen, bugün gittim mesela bütün marketi alacaktım neredeyse, saçma sapan şeyler aldım.

Bir de alışveriş yapasım var fakat öyle böyle değil, en son sepetime yüzme bonesi, gözlük falan eklemiştim, gerçekten çok güzel boneler var bu arada ya, çeşme de yüzebilirim evet, bence bone almalıyım! AJHEHAHE

Neyse, dikkat ettim de müziği ses sistemimde dinliyorum artık fakat tam olarak hissetmemi sağlamıyor, bu yüzden hafiften kulaklığa geçmem gerektiğini düşünüyorum. Arkada çalıyor ama tam sindiremiyorum neyse.

Eski arkadaşlarımı özlüyorum ya, sataşmayı, takılmayı, şaka yapmayı, yüklerini almayı özlüyorum. Bu yüzden de yalnızlık çekiyorum sanırım.

Sanırım bugünler de geçecektir.

Kapak fotoğrafına gelince, kendimi mental olarak the father izlemeye hazırlıyorum, çok güzel kalitede indirdim ve muhtemelen bu gece izleyeceğim. Sanırım hayatta en çok beğendiğim oyuncu Anthony Hopkins olabilir, muazzam bana göre. Javier Bardem, Mads Mikkelsen de çok beğendiğim ama karşılarında yıllanmış bir şarap var.

Bakalım nasıl filmmiş.

Tags: / Category: Genel

Submit a comment