tool

Aşağı kaydır

Bayadır yazmamışım tekrar farkettim, halbuki daha aktif kullanmam gerekiyor, kaç yıldır buradayız bir türlü adam edemedik burayı çok üzülüyorum 🙁

Neyse,

Geçenlerde bir yerde muhtemelen ekşi sözlükte right in two ile ilgili birşey okumuştum, o zamandan bu yana aklımın bir köşesinde; “tool dinlemeliyim, right in two falan.. belki sonra third eye falan çalarım güzel olur.” diyordum ta ki bugün dinleyebildim.

Ayrıca spotify’da neden yok gerçekten şaşırtıcı, olsa ne güzel olurdu 🙁

Tool’u ben anlatmak isterim ama gerçekten çok uzun sürer, yani kelime kelime, mısra mısra, klip klip gitmek ve onların kafalarına ulaşmak gerekir, muhtemelen onlarca belki de yüzlerce sayfa çıkar.

Ekşisözlük’te birisi yazmış, çok da güzel özet olmuş, tool böyle birşey ama buzdağının görünen kısmı sadece, bir de görünmeyen kısmı var 🙂

kelimeleri kifayetsiz kılan efsane insanların topluluğu tool…

bugüne kadar süregelen hayatım boyunca bana ifade etmekte en çok zorladığım durumu ya da durumları yaşatan grup benim için. öyle bir zaman diliminde hayatıma girdi ki, zaten ilahi güçlerle içinde bulunduğu o ilişkiyi görmemezlikten gelmek imkansızken benim için olan anlamını master degree boyutlara taşıdı. öyle bir ruh halindeydim ki böyle bir iç buhranının evrende sayılı insan tarafından yaşanmış olduğuna eminim. öyle yok arkadaş ilişkileri yok gönül bağları gibi sebeplerle ortaya çıkmış bir buhran değildi benimki. benim problemim “anlamlandıramamak”tı. bireysel değildi, çok geneldi. gazete okuduğumda, televizyona baktığıdımda, radyo dinlediğimde, sokakta yürüdüğümde her daim aklımda bir “anlamlandıramama” durumu vardı. geceleri uyuyamıyordum, kimseye anlatamıyordum çünkü tam olarak ne olduğunu da bilmiyordum. bir psikolog adayı olarak gittiğim psikolog da pek işe yaramamıştı. insanların dağılmalarına anlam veremiyordum. ve dağılmanın fark edemediğim asıl nedeninin dibinin kendimde olduğunu da göremiyordum. yine fark ediyorum kelimelerin yetersizliğini, belki de bende bu yetersizlik hala o durumu ifade edemediğimi görüyorum şimdi de, neyse işte öyle bir çıkmazdayım. zaten hayatı boyunca normal bir uyku düzeni oluşturamamış biri olduğum için 2-3 saatlik uyku çok ağır gelmiyor bünyeme ama sorun odada da duramıyorum, bir gitme isteği bir uzaklaşma isteği. insan görmeye dayanamıyorum, nasıl oldu da böylesine dağıldık anlayamıyorum. kendimi görmeye de dayanamıyorum. dersler de tüm hızıyla beni boğmaya niyetli ama örüntü yönteminin dibine vurduğum ve genelde başarıya ulaştığım için pek sorun yaşamıyorum. bir gece saat üç gibi baktım uyuyamıyorum çıktım odamdan ve aldım kulaklığımı doğru okulun bilgisayar merkezine gittim*, amaçsızca takılmaya başladım kendi kendime. buhran denizinde yüzmeye devam ediyorum. derken beni o buhran denizinden kurtaracak olan el bir mesaj olarak geldi. bu mesajın elçisi normalde çok fazla muhabbetimin olmadığı ve arkadaşlarımın arkadaşı olduğu için çok alakasız bir şekilde tanıştığım bir dosttan geliyordu. bu dost bana a perfect circle’ın imagine cover’ını gönderdi, o gün neden böyle bir şey yaptı gerçekten mantıklı bir açıklaması yok. bahsettiğimiz şarkı imagine ve john lennon söylüyor, tanrı aşkına ne kadar iyi olabilirdi ki bu zaten mükemmel olan şarkının cover’ı? hayatımdaki en isteksiz link’e tıklama anını o an yaşamışımdır sanırım. neyse işte şarkı başladı ve o an bu şarkıyı bu şekilde söyleyen adamın benim aradığım şeyin ne olduğunu anlayabileceğini ve takıldığım yeri görebileceğini resmen hissettim, mükemmeldi. sonra hemen bu isim üzerine yoğunlaştım. maynard james keenan. ve introduction to tool. ilk şarkımız schism. dinlediğim anda büyülendim, “i know the pieces fit” diyordu, “finding beauty in the dissonance” diyordu, “to bring the pieces back together, rediscover communication” diyordu. gecenin bir yarısı bilgisayar merkezine hüngür şarkırt ağlamaya başladım, ağlamam tam olarak şu entry’i bitirdiğim zamana denk gelir. bana anlaşılmış olmanın zevkini yaşattı çünkü, anlatamadığım durumun cevabı yazıyordu burada, bu şarkı da benim anlatamadıklarımı içeriyordu. iletişim çoönemli bunu zaten biliyordum ama öyle estetik ve öyle benim hissettiklerimi dile getirir biçimde ifade edilmişti ki iletişim kavramı, tek kelimeyle büyülendim. aynı entry’i kaç kere okudum aynı şarkıyı kaç kere dinledim bilmiyorum. daha kendi iletişimsizliğimi giderememişken evrendeki iletişimsizlikten kaynaklanan sorunları anlamaya çalışıyordum. her şey iletişimdi. aradığım cevap buydu benim için. daha ben schism seansını hazmedememişken disposition geldi.
mention this to me…
mention something, anything…
and watch the weather change…
şu entry ile birlikte “sana geliyorum ya rab!” nidaları eşliğinde paralel evrene geçtim. sonra parabola, sonra vicarious, sonra lateralus ve diğerleri… öyle güzeldi ki, anlamanın güzelliği ayrıydı, düşündüğüm ve kafama taktığım şeylerin cevapları olduğu için anlaşılmış olmanın güzelliği ayrıydı. ama asıl olay anlaşılmış olmaktı benim adıma çünkü tool için çok iyi bir dinleyici olduğumu daha doğrusu çok iyi bir “anlayıcı” olduğumu düşünmem için delirmiş olmam lazım, öyle derin bir grup ki anlattıkları 10 şeyden 3’ünü anlıyorsam dünyanın en mutlu insanıyım, ama biliyorum ki benim cevaplarım onlarda. tool dinlediğim ilk günden beri hayatıma güzellik kattı, uzun süredir tool dinlememe karşın ve tool’un o kadar işaret etmesine rağmen daha yeni yeni tanımaya başladığım bill hicks ile büyüleniyorum şu aralar. lateralus albumunun ilustrasyonlarını yapmış olan ve eserleriyle hep karşılaşmama karşın hiç üstüne düşüp araştırmadığım alex grey ile şaşkınlıkların dibini yaşıyorum. keşke onları daha iyi anlayabilsem, keşke onların derinliklerini daha iyi idrak edebilsem diye uğraşıyorum ama daha çok yolum var biliyorum. ne söylesem yetersiz, ne anlatsam faydasız. ben sadece anlaşılmış olmanın zevkini yaşayıp anlamak için çaba sarf ediyorum. şu okulu bitirip psikolog olduğumda danışanlarımla tanıştıracağım ve benim aradan çekileceğim bu güzel insanlar iyi ki var.

biliyorum ki hiçbir şey boşuna değil…
spiral out keep going…

entrynin linki: https://eksisozluk.com/entry/35942963
entry yazan kişi: https://eksisozluk.com/biri/sen-balik-degilsin-ki
buna bulduğum cover da çok güzel ha! 🙂

Submit a comment