livre de mémoire d’un fou

Aşağı kaydır

bugün çanta almak için arkadaşla yollara düştük, kadıköyde çok güzel bir kahvaltıdan sonra karaköye geçelim orada buluruz dedik.

iyi ki yapmışız bunu, karaköyün güzelliklerini gördüm.

abi arkasokaklar o kadar güzel ki, hele karabatak diye bir kahveci var, insanın kalkası gelmiyor.
şu kapak fotoğrafını da ben çektim telefonla 🙂 cidden çok beğendim ya, misafirlerim gelince oraya götüreyim, okuldan sonra da arada bir gideyim, çok güzel olur.

internette arattım karabatak diye ama tam olarak güzel fotoğraf bulamadım, neden ki? bi ara gideyim güzel bir tane çekeyim. sahipleri de faydalansın.

zaten o sokak nedense inanılmaz güzel geldi, herkes kahvesini içiyor, güzel güzel insanlar, hatta o sokakta arkadaşımı gördüm oturduk sohbet falan da ettik.

neyse çantamı almış bulunmaktayım, biraz sıkı pazarlık sonucu adam kapatıyordu zaten. hoş oldu güzel oldu. birçok açıdan hayatımı kurtacak, hollanda, belçika, kapadokya, yedigöller, izlanda (özellikle izlanda!)

çok güzel bir oyuna bilet aldım, nice zamandır istiyordum, bunu da ekşiden birisi söylemiş, hemen almıştım geçtiğimiz haftalarda, bu hafta gideceğim hatta kim olduğunu bilmediğim kişi beraber gidelim dedi, e tamam olur dedim.

behzat amirim ile buluşacağız.

çıkışta bekleyeyim de fotoğraf çektireyim, arkadaşım yapmış, kabul ediyorum kıskandım.

bu arada roger waters the wall blurayi 19 kasım da çıkıyormuş! duyan duymayana haber versin.

bak bu cover güzel, fena değil, madem coverlardan gidiyoruz.

Submit a comment