kebap-kibap

Aşağı kaydır

selamlar,

bayadır yine yazamadık, ışıl hanım da yazamamışmışmışmış. ahaha.

neyse son 30 gün gibi birşey sonra özgürlüğümü ilan ediyorum, 3 tane proje yapıyorum 2 tane finale giriyorum ve okul bitiyor diplomamı veriyorlar 🙂

makinemi satmıştım ve bu haftasonu güzel bir yatırım yaptım, şu fotoğrafları düzenlemeliyim, yarışma var, ondan da ödül bekliyorum, bakalım.

bugün bir arkadaşın babasının ölümünün yedinci günüydü, kötü bir gün tabiki fakat anlatacağım olay çok komik.

oturuyoruz işte, karşıya bir abi geçti oturdu, yanına da muhtemelen çocuğu. abi nerden baksan 120 kg, oğlu da 100 kg. neyse sessizlik hakim işte, anlatılıyor muntazaman şöyleydi böyleydi, konu nerden geldiyse hormonlu meyve, sebzelere geldi.. işte eskiden böyle yemiyorduk, tadı vardı lezzeti vardı vs vs.. karşıdaki 120 kg’luk abi olaya girdi.

bu arada arkadaşlar urfalı, çevreleri de urfalı haliyle.

“ben 28 yıllık kebapçıyım..” hah dedim gökhan şimdi şenliği izle.
“topkapıda dükkanım var..”
“eskiden böyle tahta şeylerde keserdik, şöyle güzel, böyle güzel, patlıcan kebabını şimdi yeseniz birşey hissedemezsiniz, halbuki önceden offf”

dedi ve bende film koptu zaten açım, gözüm döndü.. sağa dönüyorum offfluyorum, sola dönüyorum pufffluyorum ama böyle aklıma urfada yediğim, mardinde yediğim, antepte yediğim kebaplar geliyor, koku falan.. diyorum herhalde öleceğim.

neyse.. kebapçı dediğimiz abi de şu bizimkiler dizisindeki “dummkopf” diyen abi gibi bir tip.

yani sokakta görseniz adamı “bu kebapçı, abi..” dersiniz. neyse güzel insanlar, şık insanlar.

neyse eve gelince kebap söyleyeceğimi sandınız değil mi? söylemedim vallahi.

daha yeni makine aldık, kemer sıkalım biraz.
şu ikinci dövmeye de karar versem aradan çıksa güzel olur.

Submit a comment