istanbul diaries

Aşağı kaydır

Bugün yeni bir playlist açtım, bunu ortak playlist yapmayacağım ve gerçekten saçma sapan türlerden mix değil, gayet yalın, güzel ve kısa bir playlist yapıyorum. Bunu yaparken aynı beyin gibi gruptan gruba, şarkıcıdan şarkıcıya atladım resmen ve en sonunda çok ilginç bir yerde buldum kendimi, Empyrium.

Bu adamların şarkıları çok garip hem çok sert hem de sakin neyse.. bunlardan bir şarkıyı dinlerken kaç yıl geriye gittim bilemiyorum. Kendimi Sakarya VIB otobüsünde buldum resmen. Çok net hatırlıyorum ama.. Bir sevgilim vardı, istanbul üniversitesi’nde psikoloji okuyordu, belki buraları okuyordur ama bilmiyorum (muhtemelen okumuyordur). İstanbul’a giderdim genelde, çok garip yolculuklar yapardım, kulağımda da genelde Lacrimosa, Lacrimas Profundere, Empyrium, Haggard falan o zamanlar sertiz 🙂 Genelde de pansiyonda kalırdım, bazen de arkadaşım serdar’da kalırdım ama serdar’da kalmak biraz garip kaçabiliyordu neyse.. bir keresinde bir pansiyonda kalmıştım, sultanahmet’in oralarda bir pansiyon, sanırım geceliği çok ucuzdu fakat yemin ederim 8 metrekare oda verdiler, penceresiz falan.. bir tane tek kişilik yatak, bir yatağın yanında sehpa, duvarda da solmuş bir resim.

Çok garipti ya, çok garip şeyler de yaşamıştım 🙂 birden kaç yıl geriye gittim işte.. acaip heyecanlı şeyler yaşamışım be. Şimdilerde neslihan sanırım erenköy ruh ve sinir hastalıklarında çalışıyor, arada bir sözlükten mesajlaşıyoruz. Terapistine beni anlattığını anlatmıştı en son sanırım. 1,5 – 2 yıl falan beraber olduk ama her zaman saygımızı koruduk, çok nadir olarak iletişim kurduk ama dost olarak kaldık.

Neden ayrıldık hatırlamıyorum hiç. Kendisi okuyorsa buraları selam olsun.

Bu arada konunun başlığını hakeden albümü de paylaşayım, bu sefer şarkı değil, albüm paylaşıyorum 🙂

Çok güzel bir albümdür, baştan aşağı dinlenesi.

Tags: / Category: Genel

Submit a comment