37

Aşağı kaydır

selam, yine ben.

gerçekten buraya yazınca rahatlıyorum. üstümden bir yük kalkıyor, biraz ruhum rahatlıyor.
bu aralar atlas gibiyim, bari sadece bir kıta taşıyayım.

neyse.

dün veya ondan önceki gün, iyi bir arkadaşımın babasının doğum gününün fotoğraflarını gördüm.
arkadaşım, kız arkadaşı, anne ve baba.
meyhane veya barda.
rakı içiyorlar, çok da güzel poz vermişler.
gıpta ediyorum, kıskanmıyorum.
yani tamamiyle kötü niyet yok.

o fotoğrafı gördükten sonra beynim sürekli işlem halinde.
yani çok üzülüyorum, gerçekten inanılmaz dokunuyor bazen.
kimseye belli etmek istemesem de, içimde fırtınalar kopuyor.
hep güçlü görün, hep güçlü görün nereye kadar be?

çok az şeyler hatırlıyorum, bir keresinde basketbol antremanına bırakırken beni.
yağmurlu bir havada, okulunda önünde durmuş ve silecekler çalışırken.
“bu hayatta babana bile güvenme” demişti.

şimdi güvenecek o bile kalmadı.

babam hayatta olsa muhtemelen çok kavga ederdik fakat beni en çok anlayabilen de o olurdu muhtemelen.
bana kızardı muhtemelen ben de birşey diyemezdim sonra da gönlümü alırdı.
çünkü hep böyle oldu. anadolu lisesi’ne hazırlanırken ders kitaplarının arasında tommiks okuyunca çok kızmıştı.
neyse o ayrı bir hikaye zaten.

bana yemek yapmazdı herhalde, yemek yapabileceğini tahmin etmiyorum.
yemek yapmasını bilen en azından menemen yapmasını çok güzel bilen sadece bir baba tanıyorum.
o da şimdi yok zaten.

fakat amca gibi yakın kişiler çok, bir tanesi arzu diğeri de servet.
muntazaman onlarla da küsüyorum, sonra hiçbirşey olmamış gibi devam ediyoruz.

neyse konu çok dağıldı aslında depresif halimi aktaracaktım.
yine olmadı.

bugün ciğer filmi çektirdim.
doktor dedi ki; “sigarayı bırakmazsan ölürsün.”
o kadar ciddi mi dedim.
görünen böyle dedi.
peki dedim.

yaşlandık sanırım be.

Tags: / Category: Genel

Submit a comment