36

Aşağı kaydır

baya oldu yazmadım.
sebebi ise düzenimi oturtmaktı, oturdu mu diye sorarsanız? oturmadı tabiki 🙂
benim gibi dağınık bir insan nasıl düzen oturtabilir ki?

neyse,
istanbulda gerçekten bir metro hayatı varmış. mesela sabahları hep karşılaştığım insanlarla karşılaşabiliyorum.
sporcu genç bir çocuk var mesela onu görüyorum hep. artık selamlaşmaya başladık.
ayrıca metro, metro değil sanki mercedes-benz fashion tram.
sabahın o vaktinde o kadar makyajı nasıl yapıyorlar çok merak ediyorum.
ben sadece sakallarımı kesiyorum ve ellerimi saçıma atıp random olarak hareket ettiriyorum.
hoop çıkıyorum evden.

kurumsal, kurumsal dedik ama yetkilime bile abla demeye başladım.
nesrin abla bu nasıl yapılacaktı, şu şöyle olacaktı değil mi?
yani kurumsallık girene kadar.

burada bir mekan varmış adı zorba, sirtaki falan yapıyorlarmış, meyhaneymiş 🙂
nasıl da severim bir bilseniz. cunda’ya gittiğim zamanlarda hep arka sokaklarda (vino’nun yan sokağı sanırım)
böyle yunan müzikleri, yabancılar, egosuz şekilde dans edip oynuyorlardı. çok eğlenceli gelmişti fakat gidememiştim.
belki bu sefer giderim, davet ettiler.

şirkette her yanım bayan, arada bir erkek görüyorum onlar da muşmula suratlı.
e her yanım bayan olunca, küfür edemiyorum. mesela bir şeyi yapacakken bir terslik çıkıyor.
en başa dönmek zorunda kalıyorum o zaman şöyle “gökmenin gazetesi” diyemiyorum.
yaklaşık 20 gündür küfür etmedim, artık sakarya’daki arkadaşlarımı arayıp, onların alo’sundan sonra saydırıyorum.
ne oldu olm diye sorunca, “abi kusura bakma kaç gündür küfredemedim o kotayı doldurmam gerekli sanırım rahatlayamıyorum.”
diye cevap veriyorum, sağolsunlar darılmıyorlar 🙂

e ev halimde de öyle, 2 tane ablam var.. birisi özel bankada avukatlar başkanı mı öyle birşey.
diğeri de öğretim görevlisi.. avukat olan inanılmaz dominant, sert ama tatlı.
hata yapınca 3 defa uyarır “güzelim şöyle yap böyle yap” fakat 4. hatada kaşlarını çatarak ağzıma sıçar herhalde.
ben -ki kimseden korkmam- fakat ondan ödüm patlıyor.

sanırım çok başarılı ve ayrıca güzel diye garip bir korku duyuyorum.
öbürü ise tam bir maymun 🙂 paso şakalaşıp duruyoruz.

mesela geçen fatoş ablam gitmiş paraya kıymış elbise almış, bu iki kardeş de aynı beden giyiyorlar.
e çiğdem de çok istiyormuş onu, başladı fatoş ablaya yalvarmaya, “lütfen ben de giyeyim, lütfeeeen” diye.
fatoş abla bu, taviz verir mi? hayır. dedi iş bitti gibi oldu.

benim yufka yüreğim devreye girdi, abla lütfen ya giysin hep giyecek değilsin ya, arada bir o da giysin.
heves etmiş, yapma benim hatrıma dedim, yumuşadı.

sonra bana “sen az değilsin” dedi ve ben de o meşhur gülüşümü yaptım (bilenler biliyor)

neyse sonuç olarak gayet güzel, kürek takımına girdim, haliçte kürek çekiyoruz.
aslında basit geldi fakat yapmaya başlayınca gerçekten çok zormuş lan bu dedim.
fakat ben pes eder miyim? etmedim tabiki. biraz belim ağrıyor o kadar.

kafamda bir fotoğraf oluştu, onu da mümkün olursa haftaya böyle flaşlar falan fişmekan çekecem.
çok güzel olacak, çoooook.

bizim işyerine bütün ünlüler geliyor, geçenlerde mehmet günsür geldi, anam o ne öyle? hint fakiri gibi.
zayııııf, sakallııııı birşey. bir de kısacık. acaba kaçtır diye şöyle yanından geçtim baya kısa geldi.
sonra dünyayı yaratmış gibi ofisime döndüm ahahahahah

neyse bok atmayalım. geçen özgü namal mı ne var ya, o geldi.
çok tatlı bir bayan, son derece mütevazi. şirin birşey.
yalnız çok uyumuyor sanırım gözlerinin altı mosmordu.

ben yoktum orhan gencebay gelmiş, 2013 yılı malum kötü yıl.
fotoğraf çektirmeyi isterdim onla, şöyle hatıra babında.
olmadı napalım.

sonraaaa, sabahları seyyar kahvaltıcı var bizim orada, sandviç yapıyor böyle açık büfe gibi sen söylüyorsun o koyuyor.
ondan alamadım hiçbir zaman, hep geç kalıyor gibi oluyorum o yüzden riske etmiyorum.
mutlaka almalıyım ondan, denemeliyim!

aslında çok yakında oturuyorum, cevahirin oradayım.
7.00 kalkma teşebbüsünde bulunuyorum.
7.15’de kalkıyorum.
7.30’da sigara içiyorum.
7.45’de giyiniyorum.
8.00 metroya biniyorum.
8.25 gibi iş yerinde oluyorum.

nasıl alayım ha? ancak migrostan sandviç alıyorum. iş yerinde 5 dakikada götürüyorum.

sonracığıma, iron maiden geliyormuş, heyecanlanmadım.
roger waters için GOLDEN CIRCLE hedefim.
enayi değilim, saha içi de alabilirim ama hayatımızda kaç defa kanlı canlı görebilecez ki?
o yüzden bir kere gidelim, istediğimize gidelim.

depeche mode için belki davetiye alabilirim, volkswagen sponsormuş.
ayşe hanım (çok tatlı bir bayan) bana davetiye verebilir, satış yöneticimiz.

ofiste hep kadın var, aman allahım bir dedikodu, bir dedikodu.
tek erkek de benim.
herkesi indirip, bindiriyorlar. ben de katılmaya başladım yavaştan jejejeje

ablalarım geçende birşey anlattılar, gaziantep’ten.
ben çok küçükken.
benim bildiğim ama tam hatırlayamadığım olayı, onlar dış perspektiften anlattılar.
şoke oldum.. gerçekten puzzle’a bir parça daha yerleşti.

baya yazmışım ya, şimdi baktım da.
neyse, birikmişti. güzel de oldu.

bu parça da çok güzeldir, dinleyin.

Submit a comment