15

Aşağı kaydır

oy.

biraz ara verdim çünkü kişisel işlerim vardı.
öncelikle izlediğim bir filmi tavsiye etmeliyim:

the moonrise kingdom.

her zaman saf aşk filmlerini beğenmişimdir, bunlara örnekler verirsem;

– let the right one in (Låt den rätte komma in)
– never let me go
– stardust

tabiki sünger gibi uzatılan notebook, jeux d’enfants gibi örnekleri de söyleyebilirim ama ben de uzatmak istemiyorum bu filmleri fakat güzeller.

moonrise kingdom ise bunların arasından biraz sıyrılıyor, geçenlerde bir yerde okudum şöyle diyordu;

“instagram filtresi gibi yönetmenin tumblr sayfası gibi hayatları konu ettiği film.”

gerçekten bir cümle cuk diye oturacaksa sanırım bu oturur. gerek renkler, gerek sadelik herşey inanılmaz güzeldi.
wes anderson’ın filmi. (filmografisine bakın mutlaka)
bir de submarine izlemiştim o da güzeldi, listeye ekleyebiliriz.

sonracığıma,

battlestar galactica’ya başladım tekrardan tabiki! so say we all!
ne güzel dizi yapmış adamlar ya, 10 yıl sonra da izlesem aynı tepkiyi veririm.

grey’s anatomy’yi çeviren arkadaşımız (uçurtma bayramları) operasyon geçirmiş, bu yüzden altyazısı çıkmadı.
geçmiş olsun ona ve türkçe izlemek zorunda olanlar için allah sabır versin.

2 tane diziyi insanlardan kıskanıyorum sanırım, mad men ve grey’s anatomy.
izlemesin abi bu dizileri kimse.
o kadar güzeller ki.

sonunda doğru yolu buldum.
yolda yürürken gilmour’un konseri açıktı telefonda.
comfortably numb çalıyordu ve solo girince anladım ki
she wolf, titanium, lana del rey – ride gibi güzel müzikler sadece benim hayatımda geçici.
o yüzden artık vicdanım rahat 🙂

konudan konuya atladım fakat öyle işte.

vera wang’in spring 2013 koleksiyonu ne güzelmiş.

Submit a comment