10 Kasım 2011 / Şafak Zonguldak (67)

Aşağı kaydır

Bugün bayramın ilk günü diye, tam bir sene önceki (hemen hemen) durumu yazmak istedim.
İyi ki günlük tutmuşum şimdi baktım biraz da ne kadar güzeller.

Bir yandan da uzun zamandır bahsettiğim videoyu yükleyecem. Keşke ama keşke herkesle bu videoyu yapabilseydim, tüh olmadı.

Uzun bir süre yazamadım bunun sebepleri var. Bayramı geçirdik bir şekilde, deliler gibi nöbet tuttuk fakat çift çarşı vardı o bakımdan güzel yani 🙂

Bayram sabahı içimde bir sıkıntı vardı. Resmen yarı kapalı cezaevinde bayramlaşma oldu. Herkes birbirine sarılıyor, kimileri karşısındakini abisi, babası, kardeşi yerine koyuyor. Bir o kadar güzel ama bir o kadar trajik.

En çok içimi acıtan evde olamamamdı. Komutanlar (kendilerine buradan selam!) Pazar – Çarşamba olan bayram evci iznini Pazar – Salı yaptı. 2 gün için ise değmeyeceğini düşündüm. Hem sanırım 18 Kasım’da annem ve ananem geliyor. Evci iznine çıkacam, 2-2,5 günlük kafa dinlemek bile burada hazine değerinde, bayramda orada olmak ise (orada dediğim ev) paha biçilemez. Neyse bayramlar bitti, annemler gelince 59 sayacam, kışlaya döndüğümde 57. Sayılar küçüldükçe içten içe “bitti lan!” diyorum ve seviniyorum. İlerisi için planlar yapıyorum, neler ki neler..

Vay arkadaş ki vay!

bir sonraki girdi 5 ocak 2012.
belki birgün onu da yazarım 🙂

artık beklemek istemiyorum galiba, geçmişi bir şekilde kabullenip, bütün anıları kafadan silmeye çalışmak gerekli, mektuplar, günlükler de cabası.

yoksa ileri gidemiyorum, belki de gitmek istemiyorum, çok karışık.
hem özlüyorum hem de herkes hayatını çizmiş diyorum.
aslında çok da korkuyorum necip fazıl kısakürek’in şiirindeki gibi olacak diye.
birgün tutup gelecek, ben ben olmayacam.
ümit yaşar oğuzcan’ın şiirindeki gibiyim.

and action!

kod adı kırmızı from Gökhan Alpdoğan on Vimeo.

Submit a comment