little bit of you.

biraz seni anlatayım istedim, gün be gün bu yazıyı düzenleyeceğim.

nasıl başlasam bilemiyorum, neydi nasıl oldu.. hiç bilmiyorum.
bazen odaya gelirdim, biraz argo biraz da bazı insanların duymasını istemediği şeylerden bahsederdim fakat yine de can kulağıyla dinlerdin, kendimi rahat hissederdim.

sonra bizim odanın önünden geçerken de hep bakardım sana, neden bilmiyorum gerçekten.. bilerek bakmazdım.

sonra da kendime kızardım, neden bakıyorsun oğlum? salak mısın sen? diye kendime yüklenirdim.

aradan biraz zaman geçerdi, sizin odaya uğrardım. kameraları açıp kapardım ne bileyim.. bana bir kere kızmıştın, “çocukluk yapma” demiştin.. inanılmaz üzülmüştüm.

üzülmemin sebebi iki şeydi, birincisi ben zaten hep çocuğum, yaşım 31 ama çocuğum.
ikincisi de seninle uğraşmak isterken birden yüzüme tokat gibi vurman oldu. sonra sanırım mesafe koymaya çalıştım eheh gelmemeye çalışıyordum.

geçenlerde de söyledim ama sana.. ben duygunun kamerasıyla oynamam sonra kızıyor diye, sen de sanırım üzüldüğümü anladın (veya ne bileyim ben o anlama getiriyorum.)

kamerayla oyna dedin, kızma sonra dedim.. oyna oyna dedin eheh çok mutlu olmuştum. böyle işte küçük şeylerle mutlu oluyorum ben, küçücük bir mısır bile beni 1 hafta salak salak güldürüyor işte.

neyse bunları geçelim, bunları nasılsa senin o güzel yüzüne bakıp tek tek söyleyeceğim..

sana deliler gibi cümleler kurmak istiyorum.. hem de nasıl.. bugün yemekhanede çok ufak bir şekilde gördüm.

kendime şunu dedim: “ne kadar şanslısın ki hayranlıkla baktığın kadından hoşlanıyorsun.. ve sanırım o da senden hoşlanıyor.” öyle bir duygu ki anlatamam.

yanındayken nasıl hissediyorum biliyor musun? şu bana attığın kamp fotoğrafı var ya, “orada olmak için neler vermezdim.” dediğin.. işte kendini oraya koy, oradaki duygularını düşün.

benim için orada olmak için neler vermezdim diye birşey yok, seni görmem yeter.

bazen o kadar düşüyorum ki mesela bugün.. eve geldim zifiri karanlık, o an düşündüm keşke burada olsan da game of thrones’un son bölümünü kucağına yatarak izlesem.. burnumdan, kulaklarımdan ve gözlerimden huzur akardı sanırım.

Submit a comment