bölüm 1 | iş konusu.

Uzun bir zamandır güzel, kurumsal bir firmada çalışıyordum. İlk yıllar (takriben 4-5 yıl) çok güzel geçmişti, mükemmel arkadaşlıklar, stresli ama aile gibi geçirilen anlar ve her şeyden önemlisi ayaklar geri geri gitmiyordu. Çok güzel çalışıyorduk fakat çok da iyi eğleniyorduk. Tabiki zaman ilerleyince kişilerde kariyer planlaması belirdi doğal olarak ve yaprak dökümü gibi ayrıldılar, yerlerine yenileri geldi ama sakız gibi bir şey bu sanırım ilk başta çiğnenince güzel ama bir zaman sonra o kadar da güzel olmuyordu. Çalışma hayatımda gerçekten çok epik anlar olmuştur hatta birgün genel müdür yardımcısı gibi olan müdürüme şöyle demiştim:

Ben bu raporların hepsini (bir aylık iş planımdaki raporlar) bir gün de yapabiliyorum, bana yetmiyor daha fazla iş verin.

Gökhan Alpdoğan

Ardından kadıncağızın gözleri fal taşı gibi açılmış, sendelemişti. Sonra da ofiste efsane olmuştum ahahah

Neyse böyle zamanlardan sonra önce çok sevdiğim müdürüm terfi alarak başka ilde çalışmaya başladı yerine gelen kadın müdür ile anlaşamadık hiç çünkü bir şey bilmiyordu fakat eski çalıştığı yerdeki mekanizmalarla şu andaki çalıştığı yerdeki mekanizmalar çok farklı işliyordu, kendisine birkaç kişi anlatamadık. Ardından da mesafe girmeye başladı ve euro/dolar kurlarının etkisiyle küçülmeye gidildi. Birisi gidecekti ama kim? O kişi bendim.

Aslında ben bu psikolojiye baya hazırlamıştım kendimi hatta ve hatta annemi bile hazırlamıştım, iyi ki yapmışım diyorum onu.

Hiç beklemediğim bir anda İK tarafından akşam, mesai çıkışına doğru arandım ve müdürün odasında görünce direkt olarak anladım tabi ki.
Neyse bundan sonrası fasa fiso, sonuç olarak bir devir kapandı benim için ama ihtimal verdiğim fakat ne yapacağımı bilmediğim bir devir başladı.

Ülkedeki ekonomik durum bir yandan, aldığım evin kredileri bir yandan, borçlarım bir yandan.. elime bir tazminat verilmişti, yeter ve artan bir tazminat fakat herkesin bildiği gibi “hazıra dağ dayanmaz!” İlk başlarda çok kısa sürede iş bulabileceğimi düşünüyordum ama başvurularıma dönülmez oldu, efor sarfedip özgeçmişime bile bakan olmadı. Sonra kendi kendime şöyle düşündüm, neden bakmayabilirler?

  • Tecrübe kötü?
  • Şirket kötü?
  • Özgeçmiş kötü?

Bir çok defa düşündükten sonra farklı ne yapabilirim diye düşündüm ve gerçekten güzel bir özgeçmiş hazırladım. Bu sefer de onunla başvurmaya başladım, ben ve kız arkadaşım başvurmaya başladık yani fakat öyle böyle değil günde 15 başvuru falan yapıyorduk, 100 başvuruda 1-2 tanesi özgeçmişimi görüntülüyordu ama geri dönmüyordu.

Bir zaman sonra başka sorunlar oldu, artık iyice karalar bağlamaya başlayacaktım ki bi ara 4-5 yer görüşmeye çağırdı, kendi kendime dedim ki bunlardan da birisi olmazsa tanıdığımın fabrikasına gireceğim ve köpek gibi çalışacağım yapacak bir şey yok. Neyse ki bugün gelen teklifle çok güzel ve önü açık bir pozisyona kabul edildim.

Bu süreçte iki tane cümle çok yardımıma koştu, onları da paylaşmak isterim:

En uzun en çaresiz geceni düşün, Sabah olmadı mı ?

Reşat Nuri / Çalıkuşu

Fall down seven times, get up eight.

Japon Atasözü

Biraz kısa bir özet oldu tabiki, aralarda bir çok olay mevcut, onları da artık bi’ ara!

Submit a comment